Hizb-ut Tahrir’e Atılan İftiralara ve Yapılan Karalama Kampanyalarına Reddiye!

Hizb-ut Tahrir Beyanları

Amerika, Doğrudan ve Dolaylı Müzakerelerde Otorite İle Dalga Geçerken Otorite Hayasızca, Utanmazca Aşağılanmış Zelil Bir Şekilde Boyun Eğmektedir!

M. 22 Ağustos 2010

Ortadoğu Dörtlüsü [ABD, AB, Rusya ve BM], 20.08.2010 Cuma günü Filistin Otoritesi ile Filistin işgalcisi Yahudi varlığı arasında doğrudan müzakerelerin başlamasını talep eden bir bildiri yayınladı. Yine aynı gün Amerikan Dışişleri Bakanı, 02.08.2010’da iki taraf arasında doğrudan müzakerelerin başlanmasına çağıran ve bunun da bir yıl içerisinde de sonuçlanmasını beklediğini belirten bir açıklamada bulundu! Mısır Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralını da müzakerelerin açılışına katılmaya davet etti. Çünkü bu ikisi Allah’ın, resulünün ve müminlerin düşmanı olan Yahudi devletinin büyükelçiliğine açıkça kucak açan iki devlettir! Clinton çağrısında açıkça müzakerelerin ön koşulsuz olacağını belirtti… Yani bu açıklamada defalarca “yerleşim birimlerinin kaldırılması yerine(!)” yerleşim birimlerinin durdurulması ve Yahudi devletinin 1967 işgalinin sona ermesini onaylaması şeklindeki iki şarttan sonra ancak doğrudan müzakerelere başlayacağını açıklayan Filistin Otoritesinin yüzsuyunu koruyan tek bir cümle dahi geçmemektedir. Böylece otorite çağrıda bulunduğu şeyleri bir çırpıda “yalayıp yuttu.” Hatta otoritenin ayıbını örten bir incir yaprağı olarak gördüğü Ortadoğu Dörtlüsü’nün açıklamasında bile yerleşim birimlerinin durdurulması belirtilmemektedir. Bilakis her iki tarafı provokasyonları durdurmaya çağırmaktadır! Tüm bunlara rağmen otorite, muvafakat etmeye koştu!...

 

Tam Metin

 

Türkiye Vilayeti Beyanları

İnsanları Mutlu Edecek Tek Yargı Sistemi İslam’ın Yargı Sistemidir

M. 29 Nisan 2010

Müslüman Türkiye kamuoyu, son birkaç aydır iktidar partisinin hazırladığı ve meclisten geçirip yasalaştırmak istediği anayasa paketi gündemiyle meşgul edilmektedir. Yargı reformu adı altında yasalaştırılmaya çalışılan maddeler, kesinlikle İslami ümmetin sorunlarını çözecek cinsten olmayıp sadece mevcut iktidar partisinin kalıcılığını sağlamak ve Amerikan projelerini uygulamak üzere özgürlükler ve demokrasi kılıfı altında Kemalist laiklerin can simidi konumundaki HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısını yandaş bir konuma getirmek içindir. Bu da İslami ümmeti, ister yargı alanında olsun isterse de bunun dışındaki alanlarda olsun sorunlarına hiçbir çare olmayacak olan konularla meşgul etmek anlamına gelmektedir. Halbuki yargı denildiğinde Müslümanların aklına ilk gelmesi gereken, Allah’ın hükümlerine göre yönetmek ve yönetilmek olmalıdır. Zira Allah Subhânehu ve Te’alâ şöyle buyurmuştur: فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ وَلا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْOnların aralarında Allah'ın indirdikleri ile hükmet! Sakın onların hevalarına tabi olma.[el-Mîade 48] Oysa AKP’nin reform ederek değiştirmeye çalıştığı ve mevcut yargının başındakilerin ise kalmasını istedikleri anayasa maddelerinin temeli Allah’ın indirdiklerine değil bilakis kafir laik nizama dayanmaktadır. Halbuki yargı denildiğinde Müslümanların aklına ilk gelmesi gereken, insanlar arasında adaletle hükmetmek olmalıdır. Zira Allah Subhânehu ve Te’alâ şöyle buyurmuştur: وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ “(Allah) İnsanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi (emreder).” [en-Nisâ 58]

 

Tam Metin

 

Türkiye Vilayeti Resmi Sözcülüğü Basın Açıklamaları

Türkiye Vilayeti Resmi Sözcüsü
Yılmaz Çelik
Yılmaz Çelik

Hiçbir Güç, Hizb-ut Tahrir’i Lekeleyemez Allah’ın İzniyle!

M. 12 Ağustos 2010

08 Ağustos 2010 tarihinde İslami kesimin yoğun olarak takip ettiği Yeni Şafak ve Zaman Gazetesi’nde  yayınlanan birbiriyle aynı format bir haberde, hangi emniyet müdürlüğü olduğu belirtilmeden bir tespit tutanağına dayanarak “balyoz darbe planında 843 şahsın iltisaklı şahıs olarak belirlendiği, bu şahıslardan onlarcasının halka yönelik eylemlerini gözlerini kırpmadan gerçekleştirecek kanlı terör örgütü üyeleri olduklarının tespit edildiği, 183'ü hakkında da önemli bilgilere ulaşıldığı, darbe planında ana ve baba adları ve doğum tarihleri verilen isimlerin bazı İslami kitlelerden olduğu” ortaya atılmış, bu uyduruk haberde söz konusu kitlelerden biri olarak Hizb-ut Tahrir de, insafsızca zikredilmiştir. Türkiye’de ılımlı laiklik yanlısı, Amerikancı AKP hükümetinin, iktidara geldiğinden bugüne, ülke üzerine çöreklenmiş katı laiklik yanlısı, İngilizci statükoyu temsil eden kurumlarla çatışma halinde olduğu herkesçe malumdur. Her iki taraf da bağlı oldukları sömürgeci kafir devletler adına varlık mücadelesi sürdürmektedir. İngilizci statüko geçmişten bugüne “irtica ile mücadele” adı altında Müslümanlara kan kusturmuşken, Amerikan nüfuzunu Türkiye’de yerleştirip pekiştirmek isteyen Amerikan Kültürü Partisi(AKP) de sömürgeci kafir ABD menşeli “terörle mücadele stratejisi” gereği, Müslümanları “ılımlı” ve “terörist” şeklinde iki gruba ayırmıştır. Bu ayırım da “demokratik değerleri kabul etme ve reddetme” bakımından yapılmakta, Müslüman halk “terörist” yaftasıyla korkutularak, kokuşmuş demokratik fikirleri benimsemeye zorlanmaktadır...

 

Tam Metin

 

Diğer Resmi Sözcülüklerin Basın Açıklamaları

HT Resmi Sözcüleri

Tek Hilal, Tek Ramazan, Tek Bayram, Tek Ümmet!! Ajan Yöneticiler, İnsanlar İçin Çıkarılmış En Hayırlı Ümmeti Ramazan Ayında Bir Kez Daha Böldüler

M. 11 Ağustos 2010

Ajan yöneticiler, bazı Arap ve Arap olmayan ülkelerin Ramazan hilalini gördüklerini kabul etmeyerek Ramazan ayının başlangıcını belirlemede tek bir ümmet olan İslam ümmetini bir kez daha böldüler. Onlar bunu yapmakla sadece tek bir ümmeti bölmekle kalmadılar. Dahası Milyonlarca Müslümanın Ramazan ayının ilk gününü oruçla geçirme fırsatını kaçırmalarına da sebep oldular. Zira Müslümanlar, صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته[Hilali] gördüğünüzde orucu tutun ve onu gördüğünüzde iftar edin!” şeklinde gelen hadis-i şerif gereği tek bir Müslümanın hilali görmesiyle oruca başlamaları gerektiği gibi tek bir Müslümanın Şevval hilalini görmesiyle de Iyd-ul Fıtr bayramını kutlamaları gerekir. Bu hadiste hilali gören kimsenin şahitliğinin kabul edilebilmesi için şu beldeden veya şu milletten veya şu renkten olacağına dair bir şart koşulmamıştır. Yani herhangi bir Müslüman dünyanın herhangi bir yerinde Ramazan ayı hilalini gördüğünde tüm Müslümanlar onun şahitliğini kabul etmelidirler. Ancak ne üzücüdür ki Müslümanların yöneticileri, bu meseledeki Allah’ın hükmünü kabul etmediler ve devletin vatancılık fikrine istinaden hilalin vatani olarak görülmesi “bidatini” benimsediler. Bu ise eski İngiliz dışişleri bakanı “Lord Curzon’un” Hilafet Devleti yıkılması sonrasındaki politikasıdır...

 

Tam Metin

 

Diğer Vilayetlerin Beyanları

Hizb-ut Tahrir Siyasi Bir Partidir ve Tacik Yetkililerin Tutukladığı Şebabı İse Birer Fikir Mahkumudurlar

M. 02 Ağustos 2010

Hizb-ut Tahrir, Allahuteala’nın şu kavli esasına binaen kurulmuş siyasi bir hizbtir: وََلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Aranızda hayra [İslam’a] davet eden, marufu emreden ve münkerden nehyeden bir ümmet [siyasi hizb/parti] bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir! [Âl-i İmrân 104] Hizb-ut Tahrir’in gayesi; İslami Raşidi Hilafet Devleti’ni kurarak İslami hayatı yeniden başlatmaktır. Hizb, çalışma metodunu Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]’in yönetime ulaşırken takip ettiği metoduna bağlanarak belirlemiş ve bundan zerre kadar sapmamıştır. Bu metot ise Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]’in yönetime ulaşırken takip ettiği metoduna aykırı olan maddî eylemlere başvurmaksızın fikri çatışma ve siyasi mücadele ile sınırlıdır. Hizb-ut Tahrir, yaklaşık elli devlette çalışan küresel bir partidir ve kurulduğu 1953 yılından beri gerçekleştirdiği amelleri, metodundan zerre kadar sapmadığının en açık kanıtıdır. Hizb-ut Tahrir / Tacikistan da bu metodu takip etmekte ve gayesine ulaşıncaya kadar fikri çatışmasını ve siyasi mücadelesini sürdürecektir. Hizb-ut Tahrir / Tacikistan, Tacik yetkililere kendisinin siyasi bir parti olduğunu ve tutukladığı şebabının da birer siyasi mahkum olduğunu hatırlatır. Onlar ki sırf dini akidelerinde sebat ettiklerinden dolayı işkence görmüşler ve tutuklanmışlardır. Nitekim partinin 15 senedir Tacikistan’daki gerçekleştirdiği amelleri, söylediklerimize dair en açık delildir...

 

Tam Metin

 

Medya Büroları Yayınları

HT Medya Temsilcileri

Ramazan, İslam ve Furkan Ayıdır Ramazanın Bereketini Fırsata Çevirenlere Müjdeler Olsun

M. 13 Ağustos 2010

Bir kez daha Ramazan ayına girmemiz münasebetiyle her yılın ve sizler için binlerce hayır ile geçmesini, İslam ümmetine tekrarını yaşatmasını, nusret ve temkinle şereflendirmesini, Nübüvvet Minhacı Üzere İkinci Raşidi Hilafet Devleti’ni lütfetmesini, bu mübarek ayı hayrın anahtarı, izzetin ve şerefin kapısı kılmasını Allah’tan temenni ederiz. Ramazan ayı, cennetin kapılarının açıldığı, cehennemin kapılarının kapandığı, şeytanın zincire vurulduğu ve cinlerin kovulduğu bir aydır. Dolayısıyla bu ayda gündüzünü saim gecesini kaim olarak geçiren, zerre kadar sapmaksızın Rabbinin şeriatına bağlanan ve şeriatın tatbiki için çalışan kimselere müjdeler olsun. Ramazan ayı, nusretin, fetihlerin ve Müslümanların izzetinin kokusunun estiği bir aydır. Dolayısıyla Ramazanın kendilerini ümmeti geçmişteki dönemine kavuşturmak için çalışmaya iten ve devletini kurarak temkinine sevk eden kimselere müjdeler olsun. Ramazan ayı, Kur’an aydır, Kur’an’a ve tatbik edilmesine davetin yapıldığı bir aydır. Dolayısıyla Kur’an’ın hadlerini ve harflerini ikame etme uğrunda daveti taşıyan kimselere müjdeler olsun. Ramazan ayı, ümmetin hayra çevirmesi gereken bir fırsat ayıdır. Sadece hayati meseleleriyle meşgul olmaları ve farzların en büyüğü sayesinde Aliy-yl Kadir olan Allah’a yaklaşmaları için bir fırsattır. Bu farz ise tartışmasız Nübüvvet Minhacı Üzere İkinci Raşidi Hilafet Devleti’ni kurmak için çalışmaktır. Çünkü İslam’ın ikamesi, hükümlerinin tamamının tatbik edilmesi, paramparça olan ümmetin dört bir tarafının bir araya getirilmesi, İslam’ın tüm insanlığa bir hayır ve hidayet risaleti olarak taşınması ancak onunla mümkündür...

 

Tam Metin